Marmara Bölgesi’nde yer alan Bursa, kuzeyde Marmara
Denizi, Yalova ve Kocaeli, kuzeydoğuda Sakarya, doğuda Bilecik,
güneydoğuda Kütahya, güneybatı ve batıda Balıkesir illeri ile
çevrilidir. Kentin kapladığı alan doğal bakımdan çeşitlilikler gösterir.
Marmara kıyıları oldukça düz olup, Gemlik Körfezi en önemli girintisini
oluşturur. Yer yer plato niteliğini taşıyan, doğu batı doğrultusunda
uzanan dağlarla bunların arasındaki dağlarla arasındaki geniş çöküntü
alanlarından oluşur. Kuzeydeki Samanlı Dağları İznik Gölü çöküntüsü ile
kesintiye uğrar. Bölgenin güneyinde ise, Mudanya Dağları, İznik Gölü’nün
güneyindeki Katırlı (Aydın) dağları bulunmaktadır. Güneyde bu dağlar
Bursa Ovasına doğru alçalır. Ovanın bitiminde yükselen Uludağ-Domaniç
kitlesi ise buradaki en büyük engebelerdir. Uludağ 2.543 m. yüksekliği
ile ilin en yüksek noktasıdır. Bursa’nın batı kesiminde, Marmara
kıyısında ise yüksekliği 1.000 m.ye ulaşmayan tepeler vardır. Bu
bölgenin güneyinde Bursa Ovasının devamı olan ve batıda Balıkesir’e
doğru devam eden geniş bir çöküntü alanı dikkati çekmektedir. Bu çöküntü
alanı içerisinde Ulubat Gölü ile Karacabey Ovası bulunmaktadır. İlçe
topraklarında Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik ile kuzeybatısındaki
Ulubat Gölleri bulunmaktadır. Uludağ’ın doruğunda Karagöller ismi ile
bilinen üç küçük göl daha vardır.
Bursa'nın en önemli akarsuyu Susurluk Çayı’nın bir
kolu olan Nilüfer Çayı’dır. Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve bir
çok dere ile beslenen Nilüfer Çayı Bursa ve Karacabey Ovalarını
sulamaktadır. Bunun yanı sıra Mustafakemalpaşa Çayı, Mustafakemalpaşa
Ovasını sular ve Ulubat Gölüne dökülür. Göksu Uludağ’dan kaynaklanarak
Yenişehir Ovasını sular, sonra da Sakarya Nehri’ne karışır. Bursa’nın il
sınırları içerisinde verimli ovaları bulunmaktadır. Bursa Ovası bunların
en önemlisi olup, Uludağ’ın kuzeybatı eteklerinde yer alır. Ayrıca
Mustafakemalpaşa, Karacabey, Orhangazi, Yenişehir, İnegöl ve İznik
Ovaları da ilin önemli ovalarıdır. Toplam yüzölçümü 10.891 km2 olup,
nüfusu 2.125.140’tır.
Bursa ekonomisi sanayi, tarım, hayvancılık ve turizme
dayalıdır. Bursa’da sanayi dokumacılığa dayalıdır. 1960’lardan sonra
otomotiv, gıda ve metal eşya sanayisinde gelişmiştir. Bursa il
merkezinde yoğunlaşan sanayi kuruluşları, yan sanayi kolları olarak
ilçelere de yayılmıştır. Tarım-sanayi ilişkisinin en gelişmiş olduğu
illerden Bursa’da, yünlü, ipekli ve pamuklu dokuma, konserve, meyve
suyu, salça, yağ ve diğer gıda sanayi ildeki tarım ürünlerine
dayalıdır.Tarım alanlarında her türlü tahıl yetiştirilmekle beraber,
ağırlık sanayi bitkileri, meyve ve sebze üretimine yöneliktir. Başta
buğday olmak üzere, tütün, şeker pancarı, ay çiçeği, patates, soğan,
baklagiller, yaş sebze ve meyve en çok yetiştirilen ürünlerdir. Zeytin,
üzüm, şeftali, çilek, kestane, domates, biber ve enginar üretimi de
onları tamamlamaktadır.
Tarımsal üretimin yanı sıra hayvancılık da ilin
ekonomisinde önem taşımaktadır. Büyük ve küçükbaş hayvancılık
yaygındır.Özellikle merinos ve kıvırcık türü koyunlar ile sığır
yetiştirilmesi ön plandadır.Başlangıcı Osmanlı dönemine kadar inen ve
Türkiye’nin en büyük devlet harası olan Karacabey harası hayvan
ırklarının ıslahı ve daha verimli ırklar yetiştirilmesi yönünden ayrı
bir önem taşımaktadır. İlde kurulan bir çok modern tavuk çiftliklerinde
et ve yumurta verimi yüksek tavuklar yetiştirilmektedir. Uludağ
yöresinde arıcılık, Marmara kıyılarında ve göllerinde balıkçılık
yapılır. Bugün eski önemini yitirmekle beraber, ipekböcekçiliği bir
zamanlar Bursa ekonomisinin ana kaynağını oluşturmaktaydı. Nitekim
XVII.yüzyıla ait kaynaklarda halkın büyük bölümünün kozacılık ve ipek
dokumacılığı yaptığı yazılıdır. Günümüzde Bursa ve çevresinde dut
fidanı, ipek böceği tohumu ve koza üreten özel işletmeler bulunmaktadır.
Tarih öncesine ait Bursa’daki ilk yerleşim, yörede
yapılan kazılar sonucunda aydınlığa kavuşmuştur. Bursa yöresinde yapılan
yüzey araştırmaları Kalkolitik devirlerde (MÖ.5500-3500) yıllarında
yörede yerleşildiğini ortaya koymuştur. Prof. Dr. Kılıç Kökten, yöredeki
yüzey çalışmalarını daha sonra İznik Gölü’nün kuzeyindeki höyüklere
yöneltmiştir. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu da İznik Gölü çevresinde
yaptığı araştırmalarda Prehistorik yerleşim alanları ile karşılaşmıştır.
Bütün bu araştırmalar Bursa yöresinin Kalkolitik Dönemde (MÖ.5500-3500)
ve onu izleyen Erken Tunç Çağında (MÖ.3000-2000) yörede yerleşildiğini
ortaya koymuştur.
Antik kaynaklara göre; kentin kurucusu I. Prusias’dır
(M.Ö.232-192). Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı
savaşı kaybedince I. Prusias’a sığınmıştır. Burada zafer kazanan bir
komutan gibi karşılanıp, saygı görmüş ve buna karşılık olarak Hannibal,
emrindeki askerlerle bir kent kurarak, Prusias’ın adını verip ona
armağan etmiştir. İlkçağ Prousa’sının bulunduğu alanda, çok az İlkçağ
kalıntılarına, mimari parçalara rastlanmıştır. Bunlar arasında en
önemlileri, bugün Tophane semtinde, Okçu Baba Türbesi bitişiğindeki
İlkçağa tarihlenen sur parçaları ile aynı yerde, caddenin karşı
yanındaki Ortaçağ surlarının yapımında kullanıldığı görülen mimari
parçalardır.
Bursa yöresi MÖ.1200-700 yıllarında Balkanlardan
gelen kavimlerin yerleşmesine de sahne olmuştur. Bursa İl merkezinde
özellikle Muradiye semtinde bulunan Frig ve Hitit kalıntıları, yeterince
açıklık getirmemekle beraber, onların da bu bölgede yaşamış olduklarını
göstermektedir. MÖ.700 yıllarında İskit saldırılarından kaçan
Bithynialılar da İzmit Körfezi’nden başlayarak Sakarya ile Bursa
arasındaki alana yerleşmişlerdir. Bu durumda Bursa Bithynialıların
önemli bir kenti konumuna gelmiştir. MÖ.600’de Bursa yöresi Lydialıların
eline geçmiş, daha sonra Persler burada egemenlik kurmuşlardır.
Daskyleion’daki (Karacabey) Pers satrabının yönetimine bütün bölge
girmiştir. MÖ.88’de Mithridates (Pontus Kralı) Bursa yöresini ele
geçirmiş ve Bithynia Krallığını da kontrolü altına almıştır. MÖ.75 ve
74’te Bithynia kralı IV. Nikomedes burasını vasiyet yoluyla Romalılara
bırakmıştır.
Roma İmparatoru Traianus (MS.98-117) zamanında Bursa
büyük bir gelişim göstermiştir. Bu dönemde Bursa kaplıcalarının özelliği
fark edilmiş ve kent Gaius Plinius zamanında sur dışına kadar
yayılmıştır. O dönemde yapılan kaplıca hamamları, saray, kütüphane,
gymnasium ve agora ile Bursa yeni bir görünüm kazanmıştır.Roma
İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bursa, Doğu Roma’nın beş
eyaletinden biri olmuştur. Bu dönemlerde Bursa, kuzeyden gelen Gotların,
Hunların ve güneyden gelen Arapların akınlarına uğramış ve çok zor
günler geçirmiştir. Bizans İmparatoru Iustinianus zamanında kent yeni
baştan imar edilmiş, İmparatoriçe Thedora 525’te beraberindeki 4000 kişi
ile Bursa’ya gelerek buradaki kaplıcalardan yararlanmıştır. İmparator
Constantinius VII. (919-944) kenti bir kez daha onarmış, kiliseler,
manastırlar ve yeni hamamlar eklemiştir.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklu Sultanı Kutulmuşoğlu
Süleyman Şah, önce İznik’i ele geçirmiş (1008) ve Bizans’a karşı büyük
bir üstünlük sağlamıştır. Ancak, Haçlıların da yardımıyla Bizanslılar
Bursa yöresini yeniden ele geçirmişlerdir. Bursa birkaç kez Selçuklular
ile Bizanslılar arasında el değiştirmiştir. Osmanlı Devletinin
kurulmasını ve güçlenmesini izleyen yıllarda Osmanlılar buraya yoğun
akınlar yapmışlar, sonunda Orhan Gazi 1326’das Bursa’yı ele geçirmiştir.
Orhan Gazi’nin ölümünden sonra 1360’ta Sultan I. Murat Hüdavendigâr
Bursa’da imar çalışmalarına girmiş, Çekirge semtinde kendi ismini
taşıyan yapı topluluğunu yaptırmıştır.
Yıldırım Beyazıt döneminde ise şehir, yeni yapılan
eserlerle daha da genişlemiştir. Ancak Yıldırım Beyazıt’ın 1402’de
Ankara Savaşı’nda yenilmesinden sonra Timur Bursa’ya girmiş ve şehri
tahrip etmiştir. Yıldırım Beyazıt’ın ölümünden sonra on yıl süren kardeş
kavgası sonunda Çelebi Sultan Mehmet Bursa’da yıkılan yapıları yenilemiş
ve yeni yapılarla da şehri imar etmiştir. Bundan sonra Osmanlı’nın
başkenti olan Bursa, İstanbul’un fethine kadar Osmanlının siyasi ve
kültürel bir merkezi olmuştur. Bursa 1841 yılında eyalet merkezi
olmuştur. 1855 depremi Bursa’ya büyük zarar vermiştir. 1859 yılında
sancak merkezi, 1867 yılında Hüdavendigâr eyalet merkezi olan Bursa,
1923 yılında da il olmuştur. Kurtuluş Savaşı öncesi 8 Temmuz 1920’de
Yunanlılar Bursa’yı işgal etmişler, 30 Ağustos Zaferinden sonra da 10-11
Eylül 1922’de şehirden çekilmişlerdir. Cumhuriyetin ilanından sonra
Bursa il konumunu korumuştur.
Tarihi geçmişi oldukça eskiye inen Bursa’da o
dönemlerden günümüze ulaşabilen yapılar yok denecek kadar azdır. Antik
çağ yapıları Bursa’nın çeşitli tarihlerde uğradığı akınlarda yıkılmış,
Osmanlı yapılanmasında da onların taşlarından yararlanılmıştır. Kentin
ilk kurulduğu Hisar Mahallesi’nde az da olsa antik çağın mimari
kalıntılarına ve küçük buluntularına rastlanılmaktadır. Bunlar arasında
Bithynialılar zamanında yapıldığı sanılan, Roma, Bizans ve Osmanlı
dönemlerinde de kullanıldığı sanılan ve onarım geçiren surların bazı
bölümleri günümüze ulaşmıştır. Osmanlı döneminde yapılan I.Beyazıt’ın
işa ettirdiği Ulu Cami, Osman Gazi’nin oğlu Alaeddin Bey’in yaptırdığı
Alaeddin Camisi, Orhan Camisi, Timurtaş Paşa Camisi,
Emir Sultan Camisi, Altıparmak Camisi, Hacı İskender Camisi, İvaz Paşa
Camisi, Hoca Alizade Camisi, Molla Fenari Camisi, Şehabeddin Paşa
Camisi, Şahadet Camisi, Selçuk Hatun Mescidi, Yeşil Külliye, Muradiye
Külliyesi, Hüdavendigâr Külliyesi, Yıldırım Külliyesi kentin belli başlı
camileridir.
Ayrıca Osman Bey’den Fatih Sultan Mehmet’e kadar olan
Osmanlı padişahlarının türbeleri de burada bulunmaktadır. Gülçiçek Hatun
Türbesi, Devlet hatun Türbesi, Nalıncılar Hamamı, Şengül hamamı, Mahkeme
Hamamı, Umurbey Hamamı, Atpazarı Hamamı, Emir Hanı, Kapan Hanı, Çukur
Han, Geyve Hanı, İpek Hanı, Tuzpazarı Hanı, Koza Hanı, Fidan Hanı,
Pirinç Hanı, Büyük Kapalı Çarşı, Yıldırım Beyazıt Bedesteni günümüze
gelebilen diğer Osmanlı eserleridir. Bursa kaplıcalarının en ünlüleri
olan Eski Kaplıca, Çekirge Hamamı, Kükürtlü Kaplıca, Yeni Kaplıca,
Kaynarca hamamı ve Karamustafapaşa Kaplıcası da onları tamamlamaktadır.